I love all sailors, but hate the beach.

Apr 9

sıkça sorulan sorular

efen’im başlığın da belirttiği üzere, ayrı ayrı pek çok kişinin en çok sorduğu soruları işbu yazıda birleştirme kararı aldım. zamanla liste uzayabilir, bir köşeye iliştiriverdim o yüzden.

  • fembotinahoneypot bir nedir, neyin nesidir?

önce ayrı ayrı bir yazalım şunu: fembot in a honeypot. fembot, kadın biçimindeki robot ya da kadın robot demek. robotlar genelde android olarak düşünülse de, aslında fazlasıyla erkeksi özellikler taşımakta (biraz düşün, hak vereceksin). bu sebeple, özellikle feminist yazında böyle bir ayrıma gidilmiş. tabi seks objesi olarak kullanıldığı noktalar da bolca var, yer yer kadın düşmanlığına bile kayıyor. ama hem toplumsal cinsiyet çalışmalarına, hem de bilim kurgu edebiyatına gönül vermiş bir insan olarak hedefi tam on ikiden vuran bir kelime benim için. ayrıca aynı isimde pek sevdiğim bir şarkı var, o da hoş bir rastlantı oldu diyelim. fembot kesinleşince, dedim “bu çok kısa, buna bir şeyler daha ekleyeyim ben”. “kafiye olsa şık olur” diye düşünürken aklıma honeypot geldi. kabaca bal kavanozu gibi bariz bir anlamı olması dışında, mecaz olarak da “tuzak” anlamı var. aaa negzel oldu diğ mi? artık tuzağa düşmüş mü dersin, yoksa birilerini tuzağa çekmek için yem mi dersin fembot için, bilemem. orası senin yorumun.

  • hani nerede büyük harfler?

yok. sevmem. sınav ya da ödev değilse büyük harfle yazmam. henüz isyankarlığım bu tırt boyutta. her türlü dil bilgisi kuralına dikkat ederim ama bu istisnadır. önceleri en sevdiğim şairlerden biri olan e. e. cummings’e gönderme olarak böyle yazıyordum ama artık benim için “bütün harfler eşit” gibi kamuoyu tarafından saçma bulunabilecek bir görüşe dönüştü.

  • hem anonimlere açık soru sorma kısmın, hem de soruları yayınlamıyorsun? yemiyor değil mi işine gelen soruları yanıtlamak?

ilginç. neyse, cevaplayayım bari. açık olmasının sebebi, insanların “kimliklerinden” (sanal ortamda kimliğinin ne olduğu da tartışmalı bir konu) arındığında neler söylediğini merak ettiğimden. cevaplamam da bir şeyi yazıp silmek huyum olmadığından. ama burada cevaplıyorum işte görüldüğü gibi. an itibariyle okumakta olduğun her bir soru bana adı sanı bilinmeyen insan(lar) tarafından sorulmuştu. bu yazıda biriktiriyorum hepsini.

  • müdür yardımcısı gibi hata yaptığım her zaman başımda bitmek zorunda mısın?

“başında bitmek” deyince olay farklı algılanıyor tabii (“müdür yardımcısı”na değinemedim bile). sadece bir yazıda ufak tefek dil bilgisi ya da malumat yanlışı varsa, kulağına fısıldar gibi “hadi kimse görmeden düzelt” diye mesaj atarım. yoksa niyetim küçük görmek ya da ukalalık yapmak değil. haşa. ayrıca nasıl küçük işlerin adamı varsa, ben de gereksiz bilgilerin kadınıyım (hadi anonim, gel de “sen kadın mısın?” sığlığını göster bana). yazının konusu hakkında bildiğim en saçma şeyi bile iliştirme gereği duyuyorum nedense.

  • ne bu böyle, özenti gibi ingilizce falan bir şeyler yazıp duruyorsun? ne kadar saçma!

türkçe dışında herhangi bir dilde yazdığım her şey, bana ifade ettiklerinden dolayı o dilde. örneğin kaynak olarak gösteriyorsam öyle, koyduğum şarkının sözleriyse öyle (ama fransızcaysa çeviriyorum genelde. burada öyle yaptım mesela, keza şurada da). bu örnekler dışında da varsa, size bir anlam ifade edip etmemesi çok da önemli değil. demek ki benim yazarken öyle yazmam gerekiyormuş.

  • seni kurt cobain aleyhinde konuşurken duydum, onunla ne alıp veremediğin var sümüklü cadı? (tamam, sümüklü cadı kısmını ben uydurdum)

büyük itiraf geliyor: nirvana’ya hiçbir zaman ısınamadım (nea?). öyle. naçizane fikrime göre cobain intihar etmeseydi nirvana böyle bir efsane olmazdı. şimdi büyük bir ihtimalle herkesin bildiği ama kimsenin dinlemediği bir grup olacaktı. gruba dair tek sevdiğim öge, dave grohl’dur. o yetenek küpünü şarkı söyleyişinden yemek yiyişine kadar severim. candan öte bir can olmuştur artık. yanarım yanarım, foo fighters’ı canlı izleyemediğime yanarım. 

bonus! diğer sevmedim, sevemedim sevmeleri seni ben temalı hedelerim ise şöyle: star wars, the beatles, teoman, okan bayülgen, süt, portakallı çikolata, kum, güneş, deniz ve mehtap.

şimdilik bu kadar.

dağılabilirim.