February 2012
7 posts
6 tags
4 tags
blog sahibi hakkında en bilinmedik, aynı zamanda...
“hayatta dans etmem.” evet, hep söylerim bu lafı, çünkü gerçekten dans etmem. dans etmişliğim yoktur diyebilirim. sevmem de hiç. (dance dance revolution gibi oyunları bayıla bayıla oynarım bu arada.) ancak kimseye söylemediğim iki istisna var: michael jackson - don’t stop ‘til you get enough ve van halen - hot for teacher. söz konusu bu iki şarkı olunca duramıyorum....
1 tag
kütüğüm, daha çok kütüğüm bu yüzden hiç anlamamam savunmam bu yüzden bu yüzden ne olursa olsun yersiz diretmem
1 tag
4 tags
6 tags
3 tags
January 2012
9 posts
7 tags
hoş değil.
rüyamda neil gaiman’ı gördüm. bakkalı vardı. daha doğrusu, bizim evin yakınındaki zaten olan bakkalı o işletiyordu. sezyumca “namk?” deniyor buna, evet. ben de oradayım ve bir şeylerden konuşuyoruz. derken 3-5 kişilik bir grup geliyor, zeytinyağı soruyorlar. ben de dışarı çıkmam gerektiğini fark ediyorum bu arada. ama bir bakıyorum, dışarıda çılgın bir yağmur olmasına rağmen,...
5 tags
3 tags
2 tags
olası brain fart, vol. II
bir keresinde, bir elimde yeni aldığım bir şeyin poşeti, diğerinde atılacak şeylerin olduğu poşetle çöpe doğru giderken “lan ya yanlış poşeti atarsam?!” diye panik yapmaya başlamıştım. o zamandan beri yanımda atılmayacak bir şey varken çöpe gittiğimde hep korkuyorum, iki saniyeliğine aklım gider de toptan hepsini çöpe atarım diye.
işte aynı şekilde bir gün, sırf salak merakım yüzünden...
3 tags
oysa ben, tek heyecanımın rock band’de zorluk...
amaaaan, beceremiyorum şu ilham verici romantik sözler söyleme hadisesini. duygularını aldırmış cyberman, şefkatten uzak dalek gibiyim. sen ne diyorsun, son zamanlardaki en gerilimli “romantik” iletişimimde bile ninjalı videoyla anlatıma başvurdum. yok anam yok, insan ilişkilerinden anlamıyorum ben. bırakıyorum bu işleri. oyunumu oynarım, dizimi izlerim. bu konu kapanır.
hiç.
6 tags
8 tags
kristen chenoweth - maybe this time
sabah çarşafımı falan değiştireyim dedim, yorgana nevresimi geçirirken birden kendim de içine girdiğimi fark ettim. bu kadar basit bir işlemi bile böylesine karmaşık bir hale getirebilmek, 23 yaşıma kadar nasıl hayatta kalabildiğimi sorgulattı bana. oysa geçen gün laptopımın klavye tuşlarını tek tek söküp içini temizlerken çok başarılı hissediyordum kendimi.
...
6 tags
1 tag
Why Do You Get A Hangover?
fakescience:
çok mantıklı.
December 2011
7 posts
6 tags
5 tags
1 tag
5 tags
5 tags
8 tags
işbu bir gezi yazısı olup bir serinin ilk...
canına yandığım, pek kıymetli bir ilkokul arkadaşım var. geçen gün tam olarak şöyle dedi: “bi fikrim var sağa: gezi yazıları yazsana sen ya, böyle komikli şakalı, resimli, tavsiyeli. mis olur.”
ben de dedim neden bu kıymetli insanı dinlemiyorum? yani öyle oturup uzun uzun anlatabileceğim çok şehir yok aslında, ama şehirleri anlatarak başlayacağım bu seri, belki ilerledikçe farklı...
7 tags
November 2011
10 posts
3 tags
brain fart.
galatasaray lisesi’nin karşısındaki galatasaray han’da, galatasaray üniversitesi mezunu bir insanla çalışıyorsan, tutup da “galatasaray şehirdi değil mi? yunanistan’da öyle küçük bir şehir vardı galiba. hani futbol takımı da var?” deme bana fransız adam. deme.
artık ben vinç, gider pusulası, mektup açacağı fransızcada ne demekti bilmesem kaç yazar? dilini bile...
5 tags
3 tags
ben bugün işe gittiysem, eve geldiğimde neden...
evde gazetenin pazar eki varsa, ben neden işe gittim?
5 tags
5 tags
8 tags
2 tags
3 tags
4 tags
5 tags
October 2011
17 posts
5 tags
"bazen, o anki halini en iyi özetleyen söz 'hayat...
dedim rakı masasında. “ama sen daha ilk kadehten son noktayı koydun, ne söylenir ki artık üstüne?” dediler.
oysa ben sadece su içiyordum.
3 tags
6 tags
rahatsız amca reloaded
aynı amca değil. farklı amca. geçen seneden hatta bu amca. vapurun çok kalabalık olduğu bir saatte eve dönüyorum. zor bela oturacak bir yer buldum. bir yanımda mevzu bahis amca, diğer yanımda bir genç kız var. karşımızda da hükumet gibi bir teyze. yine müzik dinliyorum, hava soğuk olduğundan kocaman kulaklıklarım var ama. bir şey duymam imkansız. derken amca ve sırıtan suratı ufaktan görüş alanıma...
5 tags
ilk iş günümden bahsetmek isterdim.
ama gizlilik kontratı imzaladım, o yüzden bir şey söyleyemiyorum. bunun yerine, yine bugün başıma gelen ayrı bir olayı anlatmayı tercih ediyorum. olay, beyoğlu’nun bir ucundan karaköy’e inen tünelde geçiyor efenim. vapura hızlıca yetişmek üzere bindiğim tramvayda başıma gelen hadise:
karşımda oturan 60+ amca, bana doğru: aişfklaksgh müzik dinlediğimden anlamayıp kulaklığını çıkaran...
3 tags
birinci bölüm: new york şehrini derinden seviyordu. onu haddinden fazla,...
– isaac davis
manhattan filminin açılış monologu.
5 tags
3 tags
itiraf
bazen, 381298469 nota sahip bir postu beğenirken inanılmaz seviniyorum.
10 ve katına çıkaran insan ben oluyorum çünkü.
hele 499, 749 falansa tadından yenmiyor.
5 tags
4 tags
4 tags
bir işe başvurdum ben.
tercümanlık için. fransız insanlarla türk insanlarını iletiştirmem gerekiyor. görevim bu olacak.
cv yolladım.
işe alındım. bugün yarın başlayacağım.
ancak şunu yeni fark ettim: tercümanlık için başvurduğum işe cv’mi yollarken bildiğim dilleri yazmayı unutmuşum.
salaklığıma mı üzülsem, buna rağmen işi aldığıma mı sevinsem… bilemedim.
gözünü sevdiğimin gaassaray’ı. sonunda...
2 tags
merhaba.
figarogazoz:
geri dönmedim. dönmiycem.
sadece kulağıma bir şey geldi. hani merak edilmek manasında. bunca zamandır beni kimse mi merak etmedi diye içerlemiyor değildim açıkçası.
bi açıklama yapabilirim belki küçük.
ben buraya yazarken resmen bağımlı hale gelmiştim. yalnızlıktan nereye saldıracağımı şaşırmıştım. ve burda kendim gibi insanlar buldum. hoşuma falan gitti.
sonra kötü dönemlerim...
6 tags
8 tags
3 tags
the blues brothers - everybody needs somebody to love / sweet home chicago
- it’s 106 miles to chicago. we’ve got a full tank of gas, half a pack of cigarettes, it’s dark, and we’re wearing sunglasses. + hit it.
elwood blues ete bürünüp karşıma gelse, o an nikahı basarım. basmazsam domates olayım. aslında domates olsam o kadar koymaz. yani, bilemedim şimdi. güzel olur...
3 tags
5 tags
5 tags